Kariyer Önerileri Memleket Meselesi

Üniversitelerde Öğrenci Fazlalığı (Konuk Yazardan Ağır Eleştiriler)

single image

Konuk Yazar: bestofmath (Forum Donanım Haber)

Konumuz üniversitelerde öğrenci sayısı fazlalılığı. Konuya girmeden önce bazı verileri sizinle paylaşmak isterim.

Bazı Ülkelerin Kıyaslanması

Almanya Nüfusu: 82 Milyon
Almanya’daki Üniversite Öğrencisi Sayısı: Yaklaşık 3 Milyon(2.8 felan son verilerde)
Almanya Gayri Safi Yurt içi Hasıla: 4,000 trilyon USD

Birleşik Krallık Nüfusu: 66 Milyon
Birleşik Krallık’daki Üniversite Öğrenci Sayısı: 2.3 Milyon
Birleşik Krallık Gayri Safi Yurt içi Hasıla: 2,825 trilyon USD

Türkiye Nüfusu: 80 Milyon
Türkiye’deki Üniversite Öğrenci Sayısı: 7.5 Milyon
Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasıla: 766,428 Milyon

Not: GSYH VERİLERİ 2018 VERİLERİDİR.

Türkiyeyi iki gelişmiş Avrupa ülkesi ile karşılaştırdığımızda,ne kadar yanlış bir eğitim politikası izlediğimiz açık ve net görülüyor.

  • Bizde bu kadar mezuna iş bulacak ne ticaret hacmi var ne istihdam var. Biz hangi akla hizmet 7.5 Milyon öğrenci kontenjanı arz edebiliriz üniversitelerimizde? Bizim ne haddimize!
  • Göründüğü gibi Almanya ve İngiltere’nin ticaret hacmi 4-5 katımız olduğu halde, adamlar üniversite kontenjanlarını belirli bir sınırda tutarak işsiz mezun kavramını minimalize etmişler.
  • Ayrıca eğitim kalitesi olarak da, Türkiye’deki top 10 üniversiteler dışında, berbat olduğumuz gerçeğini unutmamamız gerekiyor. (onlarda iç piyasadaki talebi karşılamak için,dışarıdakilerle karşılaştırdığımızda yok oluruz.)

Yani…

Hem gereğinden fazla kontenjan açmışız, adamlar olmayan istihdam için 4 sene üniversite okuyorlar.

Hem zaten birikmiş bir genç işsiz nüfusu var, bu adamlar enerji ve para harcayarak 4 senelerini çöpe atmışlar, şimdi mutsuzlar.

Hem de kalitesiz eğitim veriyoruz, her yere mantar gibi üniversite açmışız, top 10 üniversitelerin dışındakiler eğitim bile alamadan mezun olup, hayatlarının neredeyse en verimli 4 senesini kırma üniversitelerde çöpe atıp ülkeye maddi manevi zarar veriyorlar,ortalık işini sevmeyen KYK borçluları ile dolu.

Türkiye’de mezun olanların bir kısmı bir şekilde memur olabiliyor, bir kısmı ise Türkiye’deki en iyi 10 üniversiteden birinden eğitim aldığı için şirketler tarafından tercih edilebiliyorlar, gelelim tercih edilmeyen büyük öğrenci kitlesine…

Tercih Edilmeyenler…

Bu adamların çoğu 4 yıl boyunca KYK kredisi alıyorlar, enerjilerini ve zamanlarını iş bile bulamayacakları 4 senelik bir fakülteye yatırıyorlar, ardından bu kişiler mezun olup istihdamda rol almayıp, istemediği işi ömürlerinin sonuna kadar yapıyorlar.

Bu çok büyük bir problem, bir kere bu adamın dandik bir yerde mühendislik okuyup iş bulamadığını varsayalım daha sonra iş bulamadığından garson, temizlikçi, tezgahtar, depo görevlisi, mağaza personeli gibi hizmet sektörlerinde çalışmak zorunda kalıyor.

Bu adam 4 sene ailesinin kaynağını, kendi zamanını ve parasını fakülteye yatırdı, yani bu ülkede 1 genç 4 sene yatırım yaptı fakat oda ne, mezun olduğuna alakasız bir iş yapıyor, adam hayatı boyunca istemediği bir mesleği yapacak, hiçbir zaman mutlu olamayacak,bu adamdan nasıl işini düzgün yapmasını bekleriz?

Zaten üç kuruş para kazanıyor. Şimdi düşünün, bu adamdan milyonlarca var. Bu ülkeye hizmet sektöründe çalışacak insanlar da lazım ama madem garsonluk yapacak devletin mürekkebini kitabını, devletin KYK kredisini, ailesinin ve kendi zamanını neden boşa harcıyor?

4 senelik bir emekten bahsediyoruz, bu adam 4 sene oraya yatırdığı zaman ve parayla çooook şey yapabilirdi, sınırlayamayacağım kadar çok şey, bir şey yapmasa bile en azından bu kaynakları tüketmemiş olurdu.

Kısır Döngü Devam Ettikçe…

Evet kısır döngü, bu kadar kontenjan oldukça;

  • Bu adamlar mezun olacak
  • Bu adamlar iş bulamayacak
  • Bu adamlar iş bulamayınca; işsizlik artacak, sonuçta bu adamların çoğu ilk başlarda bölümüyle alakasız işlere razı olmuyorlar
  • İşsizlik artınca, Türkiye’nin iç piyasadaki ticaret hacmi azalacak, şirketler daralmaya giderek işçi çıkartacaklar
  • Derken işsizlik artacak…

Eleştirmekle Olmaz, Bizim Önerimiz…

Evet bu bir kısır döngüdür, benim önerim, devlet tarafından buna müdahale edilmesi, bu kişilerin iç piyasaya ekonomimizde can katacak sektörlere kaydırılması.

Mesela bu kadar kalifiye-siz işsiz üniversite öğrencisinden, bir saniye aklımdayken söyleyeyim, bu ülkede üniversite okumak biraz fazla abartıldı. Hem kalitesizleştirdik, kalifiye bir şey kalmadı üniversitelerde, hem de üniversite okumayanı adam yerine koymamak gibi bir huyumuz var.

Kardeşim herkes üniversite okumak zorunda değil, dünyanın en gelişmiş ekonomilerinde de bu böyledir, istihdamı kollandırarak refahı arttırırız, herkes mutlu olur.

Bu adamların enerjisini ve zamanını getirisi daha fazla olan sektörlere kanalize edip, herkesin üniversite okuması gerekmediği empoze edilmeli. Düşünsenize bu adamlardan 100 bin kadarını tarıma 100 bin kadarını ise hayvancılığa yönlendirdiğimizi? Eminim üretimi arttırabilirdik, elimizdeki et ve tarım arzı artardı, halk sürekli ucuz et, sebze, meyve satın alıp mutlu olurdu, daha sonra eminim işlerini daha düzgün yaparlardı.

Çözüm ne olursa olsun, kontenjanlar azaltılıp, gençler diğer sektörlere yönlendirilmeli (sanayi, ticaret, otomativ, tarım, hayvancılık vb.)

Bunu bugün yapsak 10-15 yılda sistem ancak rayına oturur gibi gözüküyor.

Kimi Acı Gerçekler

Yazık halbuki ülkede o kadar çok fazla genç var ki, keşke verimli bir şekilde kullanabilseydik onları.

Evet, sırf üniversite okudum demek için bu ülkenin enerjisini ve parasını 4 sene boyunca sömüren milyonlarca işsiz Türk genciyle karşı karşıyayız. Keşke okumasaydınız be kardeşim, ne bize faydanız oldu ne kendinize.

Herkes iyi bir hayat ve maaş için Üniversite okuması gerektiğini düşünmekle beraber, inşaat işçisi, marangoz, berber, nalbur gibi meslekleri hor görüyor. Eğer kontenjanlar 1-2 milyon olsaydı, bu kişiler mecbur bu işlere yönelseydi, piyasa tam istihdamı yakalardı. 

Ekonomimiz rayına oturur, hane halkının alım gücü artardı, böylelikle o hayal ettikleri hayatı, bu tür meslekleri yaparak da yaşayabilirlerdi. 
Gel gör ki, her birey kendi karını maximize etmek istediğinden, herkes üniversitelere doluşuyor. Kazanmamız için çoğu öğrencinin hem kendisini, hem başkalarını düşünerek üniversite öğrencisi olmamayı seçmesi gerekiyor. 

Asıl Sorun…

Ülkede asıl sorun üniversitelerimizdeki arz fazlası ve kalitesizliktir, benim teorime göre de işsizliğe de bu çürümüş sistem sebep oluyor, gelişmişlik adına konuşmuyorum fakat mesele istihdamsa sorun buradadır. 

Öncelikle 4 milyon devlet memuru 80 milyonluk nüfusumuz için oldukça iyi bir rakam (%4’e tekabül ediyor) zira 2000 yılının OECD verilerine göre (http://arsiv.ntv.com.tr/news/118304.asp) Türkiye’nin memur oranı %3.34 iken Almanya 5.27,Fransa ise 8.15 ile listede yer almış, hatta Avrupa’yla karşılaştırdığımızda Türkiye en düşük memur oranlı ülkedir. Güncel verilere ulaşamadım ama benzer durumda olsalar gerek, oranın aynı kaldığı kanısındayım. 

2017 verilerine göre Almanya’da 80 milyonluk nüfusun %20.1’i 65 yaşın üstünde(Almanya’da emeklilik yaşı 65), 16 milyona tekabül eder, hadi bunların 1 2 milyonu emekli olduğu halde çalışsın, en az 13 milyon emekli var Almanya’da, bu da Türkiye’den fazla, emekli sayısında da iyi durumdayız, keza çalışan emekli sayımızda önde olduğumuzdan eminim, 2012 verilerine göre emeklilerimizin %28’i çalışıyor,yani ortada çalışmayıp devletten para bekleyen kişi sayısı Almanya’dan az. 

Çarpıcı Örnekler Vereyim

Gelelim hayvancılıkta kimse çalışmaz safsatasına, işte benden bundan bahsediyorum, bir çoban gördüğünüzde “yazık lan adama hayvanlarla uğraşıyor burada tüm gün, cahil kalmış köyde” gibi düşünceler var hepimizin hastalıklı kafasında… Halbuki Hollanda Almanya Fransa’da bu işleri yapanlar toplumda oldukça itibar görebiliyor.

Adam sabah evinden çıkıp Land Rover’ına atlayıp çiftliğe gidiyor, hayvanların işini hallettikten sonra evine geri dönüyor, akşamda güzel spor takım elbisesini giyip normal bir birey gibi arkadaşlarıyla, ailesiyle etkinliğe gidiyor. Zaten Land Rover çiftçi aracıdır, o güzelim araba çiftlik yollarında, tarlalarda vb. kullanılmak için tasarlandı. Burada çiftçi, çoban, besici deyince hepimizin aklına çökmüş, konuşmayı bilmeyen cahil kişiler geliyor kabul edelim. Bu tabuyu yıkmak zorundayız.

Eğer hayvancılıkla uğraşan kişi sayısını arttırıp, hayvancılık masraflarını kısarsak daha çok besi üretiriz, daha çok besi üretirsek elimizdeki et miktarı artar,elimizdeki et miktarı artınca da etin fiyatı ucuzlar. 

Forum Profil Linkim: “bestofmath” – Forum Donanım Haber

Ana Sayfaya Dönmek İçin: https://www.technogezgin.com/
Güncel Yazıları Okumak İçin: https://www.technogezgin.com/blog/

Sitede Siz De Yazar Olmak İsterseniz: Buraya Tıklayın.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may like